KİM NE DERSE DESİN!…

1975 yılı ve Semiha Yankı ile başlayan Eurovision maceramız, Türkiye için hem hüsran hem de umut olmuştur. 2004 yılına kadar umutlarla katıldığımız Eurovision şarkı yarışmalarından üzüntüyle dönmek artık bizim için sıradan olmuştu. Eurovision da yapılan değişiklikle şarkı dilinde İngilizce seçiminin serbest olmasıyla Sertap Erener’in ulusumuza kazandırdığı birincilik, yılların hüsranını bir anda silmişti. Hatırlıyorum da Sertap için de neden İngilizce şarkı seslendiriyor? Bizim dilimiz Türkçe. Amaç; Türk ulusunu en iyi temsil edilmesi değil mi? Bunun gibi daha nice fikirler ve cümleler yeter ki adı eleştiri olsun. Peki ama bu eleştiren kişiler, senelerce neden sonuncu oluyoruz diye de eleştirmemişler miydi?

    Bu günlerde hemen hemen aynı cümleler Hadise içinde kuruluyor. ‘Neden elbise seçiminde iki parça beğenilmiş?, Dansöz kıyafeti yakışmış mı?, kıyafette göbek kısmı çok açık, kot pantolon giyse daha çok yakışırdı, biz arap kültürüyle mi temsil edileceğiz.’ Ve daha nice cümleler. İyi de arkadaşlar, amaç bir şeyler yazmaksa  buyurun ben de yazıyorum. Biz, 35 yıldır zaten her  türlü şarkıyla temsil edildik. Sonuç neydi? Kocaman bir 0. Şu bir gerçek şarkı adı ‘DUM TEK TEK’ oryantal bir ezgi ve kültürümüze hiçte yabancı bir tarz değil ki, bu ezgiyi Avrupalılar da şarkılarında kullanıyorlar. Bu bir sebep olamaz. Diğer önemli bir ayrıntı da Hadise’nin açık bir kıyafet seçimiymiş. Hadise işini biliyor ve ses var fizik var. Bu tür yarışmalar sadece ses veya şarkı sözüyle kazanılsaydı eminim ki, Türkiye onlarca birincilik kazanırdı.

    Klasik bir cümleyle yazımı sonlandırıyorum. Elma veren ağaç her zaman taşlanır. Sertap’ta olduğu gibi Hadisem sesinle, görüntünle, fiziğinle, konuştuğun 3 yabancı dille bizi gayet güzel temsil ediyorsun. Bu ulusun yüreği ve duası seninle Allah yardımcın olsun. Hadise’nin  hadise yaratması  temennisiyle….



Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site